Kahramanmaraş’tan Göksun’a giderken karşıdan gelen bir  bisikletli    gördüm. Kendisini geçtikten sonra Yakup Bey’e ‘U’ dönüşü yapmasını  ve bisikletçiye yanaşmasını rica ettim.

Bisikletçinin İtalya’dan Türkiye üzerinden Hindistan’a doğru gittiğini  öğrendim. Oldukça yorgun görünen bu İtalyan gence ‘Akşam saat 5′te    Kahramanmaraş’ta buluşalım, sana bir yemek ısmarlayayım.’ dedim.

Akşamleyin saat beş olduğunda ortada yoktu; bisikletle belki hâlâ  varamamış ya da adresi bulamamış olabilir diye düşündüm. Yirmi  dakika sonra buluşma noktasına ulaştı. Ekip arkadaşım Serpil Ata ve  Jakopo Pizzetti isimli bu İtalyan ile yemeğe gittik. Yemeğe başlarken  ”Bismillah” deyince şaşırdım. “Sen bunu nereden öğrendin?” deyince, “Bismillah for food, maşallah for truck. (Yemek için Bismillah, kamyon için Maşallah)” diye cevap verdi.

Lise mezunu olduğunu sohbet sırasında öğrenince ülkesine dönünce meslek yüksekokulunda ya da üniversite okumayı düşünebileceğini söyledim. O da olabileceğini ama şu anda böyle bir planı olmadığını söyledi. Ben de sertifikaların ve kâğıtların ona toplumda daha yüksek bir yer sağlayabileceğini aktardım. O da dünyada çok farklı hayat seçenekleri olduğunu, kendisinin kâğıtların yolunu değil, kalbinin yolunu seçtiğini söyledi. Bazı insanlar hayatlarını kâğıtlar ve sertifikalar için harcarlar. Kolej sınavları, üniversite sınavları, master, doktora, devlet memurluğu sınavları ve benzerleri, tapular derken bir anda bir bakarız hayat bitmiş, mezara girmişiz ve para dahil tüm kâğıtlar yukarıda kalmış…
Daha »

Tags Etiketler: , , ,
Kategoriler: E-posta'ma takılanlar
Yazan: Zafer
Son Düzenleme: 04 May 2011 @ 01 26 PM

E-mailLinkComments (3)
 14 May 2010 @ 2:26 PM 

Kadın olmak ; sadece güzel olmak demek değil, gördüğünde o güzelliğin içinde erkeğin kendi ruhunu bulabilmesini sağlayabilmektir…
Kadın olmak ; ipek saçlar, pembe topuklar, ince bel değil, bütün bunların içerisinde bir hanımefendi olabilmeyi başarabilmektir..
Kadın olmak ; güzellik takıntısı içerisinde olmak değil, o güzelliğe akılda katabilmektir…
Kadın olmak ; insanları elinin tersiyle itip kendisinden uzaklaştırmak değil, avuçlarını sımsıkı kavrayarak insana emin ellerde olduğu duygusunu verebilmektir.
Kadın olmak ; çok konuşarak beynini didiklemek değil, sıradan ve kabullenilebilir yaşamın ne olduğunu bilebilmektir…
Kadın olmak ; şatafat düşkünü olmak değil, sımsıcak bir öpücüğün bir tek taş yüzükten daha değerli olduğunu anlayabilmektir…
Kadın olmak ; doğum günleri, evlenme günleri ve bilumum ardı arkası kesilmeyen özel gün sendromlarında pahalı hediyeler istemek değil, sadeliğin içerisinde fark edilebilir olmaktır…
Kadın olmak ; duruşu, oturuşu ve yürüyüşü abartılı olmak demek değil, kendini süs bebeği gibi ortalara atıp başkalarıyla fingirdeşmemektir…
Kadın olmak ; hangi dizi başlamış, kimler oynuyor, kim kiminle yakalanmış bunları merak etmek değil, ekonomiden, politikadan, spordan ve kültürel olaylardan haberi olmaktır…
Kadın olmak ; sırf hatun numarasıyla cahilliğini gizlemek değil, bizi kim yönetir, oligarşi, monarşi, revalüasyon, ofsayt gibi kelimelerin anlamını bilmektir…
Daha »

Tags Etiketler: , ,
Kategoriler: E-posta'ma takılanlar, İlgimi Çekenler
Yazan: Zafer
Son Düzenleme: 14 May 2010 @ 02 38 PM

E-mailLinkComments (0)
 01 Haz 2009 @ 3:51 PM 

Evvel zaman içinde Memleketin birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış? Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış. “bu gençliğin sırrı nedir” diye.

İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya… Ama sorular sık, soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki. Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine. “Bu davette size sırrımı açıklayacağım” demiş. Herkes merakla davete gelmiş.Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş.Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş.Herkes konu ne zaman açılacak diye merak ederken adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş. “Hatun , şu kilerden bir karpuz getirirmisin bize sana zahmet!..” Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir karpuz getirmiş. Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da : ” Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka getirir misin bir zahmet” demiş. Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş.Adam onu da bir yoklamış yine beğenmemiş. “Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane getirir misin” demiş. Başka istemiş?. Bu böylece dört sefer daha tekrarlanmış . Dedemiz beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş, misafirlere ikram edilmiş?. Herkes karpuzunu afiyetle yerken bizim dedecik sormuş. “Eeeee?. Arkadaşlar işte benim gençliğimin sırrı burada anladınız mı??” Herkes birbirinin yüzüne bakmış.Kimse bişey anlamamış.. “Aman dede demişler nerde? Anlamadık biz bu sırrı!” Dedecik gülmüş. “Efendiler” demiş “O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti, tekti. Ben hanıma git de başka getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu getiriyordu.Bir kere bile (aman be adam, delimisin nesin şu tek karpuzu ne taşıtttırıyorsun bana defalarca…) demedi. Beni sizin önünüzde mahcup duruma düşürmedi.İşte bütün bu gençliğimi hanımıma borçluyum.” “Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor duruma düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız.Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız.İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız.” Demiş.

Kaynak : Z.A

Tags Etiketler: ,
Kategoriler: E-posta'ma takılanlar
Yazan: Zafer
Son Düzenleme: 01 Haz 2009 @ 03 51 PM

E-mailLinkComments (1)
 05 Şub 2009 @ 5:15 AM 

MUTLULUK TABLOSU

*Net okuyabilmek için tablo üzerine tıklayınız…

MUTLULUK…

Sorunsuz bir yaşam değil,

Onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir…

SANMA Kİ DERT SADECE SENDE VAR..

SENDEKİ DERDİ NİMET SAYANLAR DA VAR..

Kaynak : Sami Beyoğlu

Tags Etiketler: ,
Kategoriler: E-posta'ma takılanlar
Yazan: Zafer
Son Düzenleme: 06 Şub 2009 @ 01 49 AM

E-mailLinkComments (8)
 26 Oca 2009 @ 12:29 AM 

Bir kuş soğuk bir kış gününde yiyecek bulabilmek için kanat çırpıp duruyormuş. Hava o kadar ayazmış ki minik kuş dayanamayıp karın üstüne düşmüş. Kuş çaresiz soğuk karın üstünde ölümü beklerken, ordan geçen bir inek kuşun üstüne sıçmış. Kuş öyle bir sinirlenmişki, kanatları donmamış olsa, kalkıp ineği dövecek….Birde bakmis ki bokun sıcaklığı ile kanatları çözülmüş, yaşama dönmüş. Öyle bir sevinçle ötüyormuşki, ordan geçen bir kedi bunun sesini duymuş ve boku eşeleyip kuşu çikarmış. Kuş buna çok sevinmiş tam kediye teşekkür edecekmişki, kedi onu yemiş.

Demekki neymiş:

1- Her üstüne sıçanı düşman sanma !
2- Seni her boktan çıkaranı dostun sanma !
3- En önemlisi, boktan hayatın içinde mutluysan sesini çıkarma !

Kaynak: F. K.

Tags Etiketler: , ,
Kategoriler: E-posta'ma takılanlar
Yazan: Zafer
Son Düzenleme: 26 Oca 2009 @ 12 29 AM

E-mailLinkComments (7)
\/ Menü Yükleniyor ...
Temayı Değiştir...
  • [Çıkış Yaptı]
  •  
  • Kullanıcılar » 2
  • Yazılar/Sayfalar » 80
  • Yorumlar » 1,266
Temayı Değiştir...
  • BoşBoş
  • YaşamYaşam « Varsayılan
  • YeryüzüYeryüzü
  • RüzgarRüzgar
  • SuSu
  • AteşAteş
  • IşıkIşık

BENİ TANI



    Alt Sayfa Yok.